GüncelMakaleler

EMEK | Asgari Ücret: Öldürmeyen Ücret!

"İşçi sınıfı mücadelesinin yükselmesi ile birlikte örgütlülüğünün artması bu tek taraflı belirlemenin önüne geçebilecek gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Bugün gibi işçi sınıfı mücadelesinin gerilediği, dağınık olduğu dönemlerde sermaye ve temsilcisi iktidar kendi isteklerini tek taraflı kabul ettirmede sorun yaşamamaktadırlar."

Kapitalizm işçilerin yaşam koşullarını tamamen sömürü üzerine planlamaktadır. Bu sömürü düzeni, tüm yaşamı kapsamaya yöneliktir. Sistem, kötü çalışma koşullarıyla birlikte düşük ücretlere, emeğin değersizleşmesine neden olmuştur/olmaktadır.

Kapitalizmin tarih sahnesine çıkışı ile birlikte serbest piyasa koşullarında ücretlere müdahale edilmemektedir. Bu durum kötü yaşam koşulları ile birlikte işçileri düşük ücrete mahkûm etmiştir. Uzun mesai saatleri, esnek çalışma koşulları ve alınan düşük ücret işçi sınıfını kapitalizme karşı hareketlendirmiştir.

Kapitalizme karşı gelişen işçi sınıfı mücadelesi, devletleri piyasaya müdahale etmek zorunda bırakmış, mücadele sonucu kazanım, asgari ücretin belirlenmesi olmuştur.

Asgari ücret, işçilerin aldıkları en düşük ücreti belirlemek için oluşturulmuştur. Kapitalizm şartlarında ücretteki artış ve azalış, işçilerin verdiği mücadele ile emek piyasasındaki duruma göre belirlenmektedir.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) tanımına göre, asgari ücret, bir patronun belirli bir süre içinde yapılan iş için ücretlilere ödemesi gereken, toplu sözleşme veya bireysel sözleşme ile azaltılamayan en az ücret miktarıdır.

ILO’ya göre asgari ücretin tespitinde işçilerin ve ailelerinin ihtiyaçları, ülkedeki genel ücret seviyesi, hayat pahalılığı, sosyal güvenlik yardımları ve diğer sosyal grupların göreli yaşama standartları dikkate alınmalıdır. Asgari ücret, çalışanın kendisinin ve ailesinin ülkenin ekonomik ve sosyal koşulları altında yaşamını geçindirebilecek asgari düzeyde aynı zamanda insan onuruna yakışır bir ücret düzeyidir.

 Sefalet Ücreti!

Türkiye’de asgari ücret, kavramsal olarak 1936 tarihli ilk İş Kanunu’nda yer almış olsa da uygulanmasına 1951’de geçilmiştir. Asgari ücret, Türkiye’de, “işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret” olarak tanımlanmaktadır.

Her ne kadar tanımlama bu şekilde yapılmış olsa da Türkiye’de ücret politikası Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılan anlaşmalarla belirlenmiştir. IMF, yol haritasına göre, ücret artışlarının hedeflenen enflasyon oranı ile aynı doğrultuda belirlenmesi yer almaktadır.

IMF ile yapılan Stand-by anlaşmasında “asgari ücret artışları hükümet, işçi ve işveren sendikalarından oluşan Asgari Ücret Komisyonu tarafından belirlenecek ancak hükümet, asgari ücret artışlarının hedeflenen enflasyon oranı ile aynı doğrultuda olmasını sağlamak için çalışacaktır” ifadesine yer verilmiştir.

Varolan enflasyon üzerinden asgari ücret belirlenmemekte, iktidarın hedeflediği enflasyon ne ise o oranda artış yapılması ifade edilmiştir. Bu nedenle asgari ücretin belirlenmesi enflasyon hedefine göre yapılmaktadır, bu hedefin gerçekleşip gerçekleşmediği önemli değildir. Bu durum, ciddi anlamda ücretlerin baskılanmasına ve düşük tutulmasına yol açmaktadır. Asgari ücret, her geçen yıl alım gücünü kaybetmektedir. Yıllara göre asgari ücret ve enflasyon artışlarını karşılaştırdığımızda, asgari ücretin her geçen yıl eridiğini görmekteyiz. Emeğin ürettiği değer ile aldığı değer arasındaki fark giderek artmaktadır.

Örneğin; MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi kapsamında bulunan Ford, yılın ilk 9 ayında net kârını yüzde 108 artırmıştır. Ford, 2020 yılında işçi başına 328 bin lira kâr elde ederken, 2021 yılının ilk 9 ayında işçi başına 466 bin lira kâr elde etmiştir. İşçi başına kârını yüzde 42 artıran Ford, işçilerle sendikanın teklif ettiği yüzde 29 üzerinden pazarlık yapmaktadır.

Normal anlamda çalışma yaşamında en düşük ücret olması gereken asgari ücret Türkiye’de normal ücret halini almıştır. 20 yıl öncesine kadar çalışanların yüzde yirmisi asgari ücret alırken bu oran günümüzde yüzde altmışları geçmiş bulunmaktadır. Bu haliyle asgari ücret tartışmaları çalışanların tamamını kapsayan, çalışma yaşamının koşullarını doğrudan etkileyen bir faktör olarak karşımızda durmaktadır. İktidar, asgari ücretle çalışan sayısını gizli tutmaya çalışmaktadır.

En son 2014 yılında dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na verilen bir soru önergesi sonucunda yapılan açıklamadan başka veri bulunmamaktadır. 2014 verilerine göre; her 10 işçiden 4’ü (kayıtlı işçilerin % 41’i) asgari ücretle çalışmaktadır. Ayrıca kayıt dışı çalışan pek çok işçi de bu sayılara dâhil edilmemektedir.

Türkiye de asgari ücret, Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenmektedir. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 15 üyeden oluşmaktadır. Bu üyeler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından iki temsilci, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) temsilcisi, Hazine Müsteşarlığı temsilcisi, Kalkınma Bakanlığı temsilcisi, bünyesinde en çok işçiyi bulunduran en üst işçi kuruluşunun değişik işkolları için seçeceği beş temsilci ve bünyesinde en çok patronu bulunduran patron kuruluşunun değişik işkolları için seçeceği beş temsilciden oluşmaktadır.

İktidarın elindeki sopa!

İktidarın, sermayenin ve işçilerin beşer kişi ile temsil edildikleri komisyonda kararlar oyçokluğu ile alınır. Yani asgari ücreti sadece komisyonda belirlenen rakam olarak düşünürsek, asgari ücreti sermaye ve onun temsilcisi olan iktidar belirlemektedir. Nitekim DİSK-AR 2021 Raporu’na göre; 2000-2019 yılları arasında yapılan yirmi asgari ücret görüşmesinin sadece dördünde uzlaşma sağlanmıştır, geri kalan bütün görüşmelerde sermayenin istekleri doğrultusunda asgari ücret belirlenmiştir.

Elbette bu durum işçi sınıfı mücadelesinin durumu ile yakından ilgilidir. İşçi sınıfı mücadelesinin yükseldiği dönemlerde bu kararlar tek taraflı alınamamaktadır. İşçi sınıfı mücadelesinin yükselmesi ile birlikte örgütlülüğünün artması bu tek taraflı belirlemenin önüne geçebilecek gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Bugün gibi işçi sınıfı mücadelesinin gerilediği, dağınık olduğu dönemlerde sermaye ve temsilcisi iktidar kendi isteklerini tek taraflı kabul ettirmede sorun yaşamamaktadırlar.

İşçi sınıfının mücadele sonucu kazanmış olduğu hak olan asgari ücret, bu dönemlerde işçi sınıfına karşı kullanılan bir sopaya dönüşmektedir. İktidar asgari ücreti sermayenin elindeki silah olarak kullanmaya çalışmaktadır.

2022 yılının asgari ücret tartışmaları başlamıştır. Yine geçmiş yıllardaki gibi TÜİK eli ile enflasyon düşük gösterilerek, düşük oran üzerinden asgari ücrete zam yapılması planlanmaktadır. Bu tek taraflı ele alışa müdahale edecek işçi sınıfının mücadelesidir. Asgari ücretin çalışma yaşamına doğrudan etkileri artmaktadır. Asgari ücret, işçi ve emekçilerin mücadelesinde önemli bir alan olarak karşımızda durmaktadır.

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu