DünyaGüncelMakaleler

DÜNYA | Enternasyonal’le Kurtulur İnsanlık-2

Emperyalist ülkelerdeki sosyalist devrim ve ezilen ülkelerdeki yeni demokratik devrim, dünya proleter devriminin iki bileşenidir.

Proletaryanın Enternasyonal Örgütünü Oluşturma Noktasındaki Duruşumuz

(Hindistan Komünist Partisi (Maoist) Merkez Komite, Şubat 2017)

Çin’deki Dengist darbeden sonra, MLM’yi desteklemeye devam eden partiler, uluslararası bağlara ve bunu ele almak için bir tür örgütlenmeye ihtiyaç duydular. Aradan geçen on yıllarda çeşitli girişimler görüldü. Bunlar, çok gevşek koordinasyonlardan Devrimci Enternasyonalist Hareket’in (DEH) daha merkezileşmiş yapısına kadar uzanır. DEH’in, yaygın olarak benimsenen pozisyonlar tarafından yönlendirilen, embriyonik bir siyasi merkez olarak hareket etme göreviyle görevlendirilmiş seçilmiş bir komitesi mevcuttu.

Koordinasyonların çoğu bir süre sonra işlevsiz hale gelirken, DEH, yirmi yıldan biraz daha uzun bir süre boyunca nispeten tutarlı bir şekilde işlemeye devam etti. DEH Komitesi’nin (CoRIM) rolü şüphesiz bunda önemlidir. DEH, liderliği altında Peru ve Nepal’deki halk savaşı derslerinin yaygınlaştırılmasında öncü bir rol oynadı. Uluslararası Maoist hareket tarafından Marksizm-Leninizm-Maoizm’in benimsenmesinde büyük rol oynadı ve bazı ülkelerde yeni Maoist partilerin oluşumuna da yardımcı oldu.

DEH, eski MCC (Maoist Komünist Merkez) ve H.S. (Halk Savaşı)* arasındaki ilişkilerde yaşanan sorunların çözümünde kritik zamanlarda olumlu bir rol oynadı. Fakat diğer yandan, CoRIM kesinlikle doğru olduğuna dair öznel değerlendirmeyle kibirli hale geldi. Bu sekter eğilimleriyle uluslararası Maoist hareketin önünde engeller de yarattı. Anladığımız kadarıyla, bu sadece diğer Maoist partilerle ilişkileri etkilemekle kalmadı, aynı zamanda DEH içinde de sorunlara neden oldu.

CoRIM’in sekterliği, diğer partilerle ilişkileri sadece DEH Deklarasyonu’nu kabul edip etmemelerine göre karara bağlamak gibi yanlış bir tavırla kendini gösteriyordu..

DEH, Hindistan Uzun Süreli Halk Savaşı liderliğinin DEH üyesi partiler olmadığı ve kendi formüle ettiği Halk Savaşı çerçevesinde yürütülmediği için, bu partilere karşı çeşitli şekillerde olumsuz bir tutum sergilemiştir. O dönemdeki Hindistan Komünist Partisi (ML) [Halk Savaşı]’nın [bugünkü HKP(Maoist)] proleter enternasyonalizme ilişkin bağımsız tutumuna ve çabasına karşı bakış açıları ve tavırları negatif olmuştur.

Sonuç olarak DEH, sadece bileşenleri olan parti ve örgütlerin devrimci mücadelesini kamuoyuna duyururken, önemli ilerlemeler kaydederken bile sekter bir bakış açısıyla diğerlerininkileri görmezden geldi. DEH aynı zamanda Partimizin oluşumuna yol açan birleşme sürecinde de kötü bir pozisyona sahipti. Bu konuda kötü tavsiyelerde bulunurken, diğer yandan bu görüşlerini DEH’in diğer bileşenlerine empoze etmeye çalıştı. Ayrıca onlarca yıldır devrimci pratikten uzak ve statik olan partileri de bir arada barındırıyordu.

Başlangıcından itibaren DEH önderliği, başlangıcından beri metafizik, dogmatik, teorik olarak sekter, politik olarak zayıf bir karaktere sahiptir ve yaptığı ciddi hataların nedenleri de bunlardan kaynaklıdır. Ve bundan ötürü, kendilerinin “Emriyonik Politik Merkez” olduğu iddiasıyla ilgili soruları gündeme getirmiştir.

DEH’in oynadığı genel rol göz önüne alındığında, deneyimlerinin bir özeti büyük önem taşımaktadır. Bu aynı zamanda Deklarasyonu ve sonraki Kararlarında görüldüğü gibi ideolojik, siyasi konumlarının bir incelemesini de içermelidir.

DEH, önüne yeni tipte bir Enternasyonal’e doğru ilerleme görevini koymuş; bu örgüt için Genel Çizgiyi ve uluslararası bir örgüte uygun bir demokratik merkeziyetçilik biçimini geliştirmek şeklinde iki görev belirlemişti. Bu görevlerin ikisi de yerine getirilmeden kaldı. Dünyada durumun değerlendirilmesindeki ciddi farklılıklar, bir Genel Hat formüle etme konusunda ilerlemeyi engelledi.

DEH Deklarasyonu, dünya düzeyindeki temel çelişkinin emperyalist güçler arasındaki çelişki olduğunu ve bir 3. Dünya Savaşının yakın olduğunu yanlış bir şekilde ima etmişti. Bu sadece yanlış bir yönelim vermekle kalmadı, Maoist partiler arasında daha geniş bir birlik umutlarına da ciddi şekilde zarar verdi. Bu yanlış analiz ancak 2000 yılında o yıl yapılan Genişletilmiş Toplantısında düzeltildi.

Bu toplantının kabul ettiği rapor, emperyalizm ile ezilen halklar ve ülkeler arasındaki çelişkinin esas olduğunu açıkça ortaya koymuştur. O zaman bile, CoRIM, bir Genel Hat’a doğru ilerlemek için sistematik bir süreç başlatmaya öncülük etmedi. Geriye dönüp bakıldığında, bu gevşek yaklaşımın altında, Nepal Birleşik Komünist Partisi (Maoist) [NBKP(M)] ve ABD Devrim Komünist Partisi [ABD-DKP] önderliklerinde ortaya çıkan sapmaların yattığı görülebilir.

En başından beri DEH’i oluşturmak için birleşen partiler arasında Komintern tarafından uygulanan aşırı merkezileşmenin temel nedenleri konusunda farklı görüşler vardı. Bazı partiler, bu yaklaşımın temel nedeninin “dünya partisi” kavramı olduğunu düşünmüştür. Bu görüş, DEH’in Bildirgesinde “dünya proletaryasının dünya partisi” kavramına eleştirisi olarak ifade edildi. Ancak bunun üzerinde daha fazla tartışma konusu yapılmamasına rağmen tartışmalı bir konu olarak kaldı.

DKP ile birlikte, ABD’deki birkaç parti, Komintern’in partilerle ilişkileri ele alışındaki ana hatanın, liderlik yöntemlerindeki hatalar olduğunu düşünüyordu. Bu partilerden bazılarının liderlik görevleri olduğundan, bu düşünüş, CoRIM’in işleyiş tarzını etkilemeye başladı. Partiler arasındaki ilişkiler de dahil olmak üzere her şeyi CoRIM’in elinde toplamaya yönelik bir tarz gelişmeye başladı. Partilerin ikili ilişkiler kurma ve sürdürme yönündeki bağımsız girişimleri cesareti kırıldı ve hoş karşılanmadı.

Birkaç parti buna karşı çıkarken ve direnirken, çoğu, DEH’in benimsenen pozisyonlarına aykırı olan bu artan merkezileşme ile birlikte yürüdü. Bu deneyim, komünist partilerin uluslararası ilişkilerinde hem nesnel hem de öznel faktörlerden kaynaklanan sorunları bir kez daha gündeme getirmekte.

Hangi biçimde olursa olsun hiçbir örgütlenme biçimi, Maoist partiler arasında uygun ve doğru uluslararası ilişkilerin mutlak garantisi olarak kabul edilemez. Bu ancak nihai olarak, lider konumdakilerin (resmi veya gayri resmi olarak) ideolojik ve siyasi çizgisinin doğruluğuna ve diğer tüm partilerin olgunluğuna ve bağımsızlığına ve tüm bileşenlerin pratiğine bağlıdır. Ancak bu demek değildir ki örgüt oluşumundan kaçınmak çözümdür.

Bu görevin ertelenmesi gereken durumlar olması mümkündür. Ama genel olarak proletaryanın uluslararası bir örgüte ihtiyacı vardır. Bu, özellikle mevcut durum için geçerlidir.

Emperyalist küreselleşme dünyayı daha da entegre etmiş durumda. Bunun, sınıf mücadelesi de dahil olmak üzere çok çeşitli alanlardaki değişimlerde etkisi mevcuttur. İşçi sınıfının uluslararası doğası ve mücadeleleri, farklı ülkelerdeki üretim birimlerini tek bir sömürü zincirinde birleştiren emperyalist ÇUŞ’ların dağınık ama birbiriyle bağlantılı işleyişi sayesinde daha belirgin hale geliyor. Emperyalistler bu durumu tamamen göz önünde bulundurarak baskıcı stratejilerini formüle ediyorlar.

Ancak proletarya ve onun Maoist öncüleri, yeni durumun meydan okumalarına uygun stratejiler ve örgütler geliştirmekte hâlâ gecikiyor.

Karşılıklı yardım konusunda da geri kalıyorlar. Küreselleşme politikaları, daha çok ezilen ülkelerde ve kapitalist ülkelerde de milyonlarca insanın hayatını mahvediyor. Mevcut küresel kriz bu durumu daha da kötüleştirdi. Bu, dünyanın dört bir yanındaki kitleleri sokaklara çıkarıyor. Yepyeni bir nesil, -üstlendikleri görevlere bilimsel ve tutarlı bir yaklaşıma sahip olmak için gerekli proleter ideolojinin rehberliği olmadan- sömürücü ve gerici güçlere karşı savaşıyor.

Bu nesnel durum, muazzam bir potansiyele sahiptir. UKH bugün için bir çağrı yapacaksa, yapmalıdır. Ancak bu görev, her bir partinin öznel kapasitelerinin üzerindedir. Ancak proleter enternasyonalist perspektifle, onların birleşik çabalarıyla, her bir devrimci partiyi pekiştirmek ve büyük bir kesimi komünizm davasına kazanmak için çok şey yapılabilir.

Her bir noktada, uluslararası hareketin somut durumuna en uygun ve nesnel durumun ortaya koyduğu görevlere en iyi hizmet eden modelleri arayabiliriz.

Partimiz, en başından beri, DEH gibi, embriyonik bir siyasi merkez olarak işleyen merkezi bir örgütün, uluslararası Maoist hareketin mevcut öznel koşullarına uygun olmadığı görüşünü benimsemiştir. Hala aynı pozisyonu koruyoruz. DEH’in enternasyonal olarak oluşumu ve işleyişi konusundaki anlayışımızı yukarıda açıkça belirtmiştik. Ancak Maoist partilerin mevcut durumuna uygun bir uluslararası örgütün gerekliliğini hiçbir zaman göz ardı etmedik. Örneğin, Güney Asya Maoist Partileri ve Örgütleri Koordinasyon Komitesi’nin (CCOMPOSA)oluşturulmasında inisiyatif sahibiyiz.

Dünyanın belirli bir bölgesi ile sınırlı olmasına rağmen, bu organizasyon mevcut durumda neyin mümkün ve uygulanabilir olduğu konusunda bazı deneyimler vermiştir. Bu örgütlenme yaygın olarak kabul edilen ideolojik, politik kabullere dayanıyordu. Bildirgesi ve Konferansları tarafından kabul edilen siyasi kararlar temelinde açıklamalar yayınlama sorumluluğu verilen seçilmiş bir Daimi Komite’ye sahipti.

Bölge çapında siyasi propaganda kampanyaları başlattı, zaman zaman katılımcı partilerin görüş ve uygulamalarını ortaya çıkaran ve karşılıklı destek ve yardım sağlayan bir bülten yayımladı. CCOMPOSA güçlenmekteydi ve Güney Asya’daki Hint yayılmacılığına karşı çeşitli ülkelerin devrimci hareketlerinin ve ulusal kurtuluş hareketlerinin güçleriyle bir cephe oluşturulması için koşullar uygun hale geliyordu.

Söylemeye gerek yok ki, böyle bir dönemde Nepal Komünist Partisi (Maoist) önderliğinin Nepal’de, Güney Asya’da ve genel olarak Dünya Sosyalist Devrimi’nde devrime yönelik revizyonist ihanetinin yol açtığı bozulma, bu örgütü o zamandan beri işlevsiz hale getirdi.

Ama olumlu bir deneyim de sağladı. Mevcut durumda, DEH ve diğer uluslararası girişimlerin deneyimleriyle birlikte tüm bu deneyimlerden dersler alabilir ve istişareler yoluyla bazı ortak pozisyonlara ulaşabiliriz.

Uluslararası düzeydeki bir örgütlenmenin, alt kıta veya kıta düzeyindekilerden farklı bazı görevleri olması gerekir. MLM propagandasının yanı sıra ülkelerinde proleter devrimci hareketlere önderlik etmek, Halk Savaşı hazırlıkları yapmak, devam eden halk savaşlarını ilerletmek ve desteklemek, halk mücadelelerine ve isyanlarına dayanışma sağlamak, yeni kesimleri komünizm bayrağı altında toplamak için çaba sarf etmek, dünya çapında bu tür anti-emperyalist kitle örgütlerini/örgütlerini inşa etmede ve yönlendirmede bir çekirdek rolü oynamak zorundadır.

Bu, mevcut durumunda acil bir görevdir. Emperyalist ülkelerdeki sosyalist devrim ve ezilen ülkelerdeki yeni demokratik devrim, dünya proleter devriminin iki bileşenidir. Her ülkedeki Devrim, Dünya Sosyalist Devrimi’nin ayrılmaz bir parçasıdır. Maoist partilerin uluslararası bir örgütü, her ikisine de hitap etmeli ve ayrıca kitlelerin ve onlara akan çeşitli kesimlerinin tüm mücadeleleri, isyanları ve ayaklanmaları yelpazesine hitap etmelidir.

Bunun dışında, UKH’nin karşı karşıya olduğu kilit ideolojik, politik meseleler üzerinde sentezlenmiş pozisyonlara ulaşmaya odaklanan bir tartışma ve mücadele forumu haline gelme olasılıkları da araştırılmalıdır. Uluslararası örgütün, kurucu partilerinin bağımsız inisiyatifini, ikili ilişkilerini ve diğer devrimci parti ve örgütlerle sürdürdüğü ilişkileri ne değiştirmeli ne de zayıflatmalıdır. Böyle bir örgütü kurma görevi, her açıdan uygun hazırlıkları ve partiler arasında mümkün olduğu kadar geniş istişareleri gerektirir.

Mao Zedung liderliğindeki ÇKP’nin verdiği dersi kesinlikle aklımızda tutmalıyız, “…uluslararası komünist hareketin tarihi, proleter birliğinin oportünizme, revizyonizme ve bölücülüğe karşı mücadele yoluyla pekiştirildiğini ve geliştiğini göstermektedir.” “Uluslararası proletarya ancak teorik ve politik birliğe sahip olduğunda örgütsel birliğe ve eylem birliğine sahip olabilir.” Şimdiki durumda, Marksizm-Leninizm-Maoizm’e bağlılığın yanısıra, Maoist partilerin ve örgütlerin uluslararası birliği, Prachanda-Bhattarai’nin neo-revizyonizminden ve Avakian’ın neo-revizyonizminden net sınırlar talep ediyor.

Bu yönelimde ısrar etmek ve ideolojik, siyasi konumlarına bakmaksızın tüm partileri “geniş birlik” adına bir araya getirmeye yönelik oportünist planları kesinlikle reddetmek gerekir.

– Bütün ülkelerin işçileri birleşin!

– Yaşasın Marksizm–Leninizm–Maoizm!

– Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!

– Yaşasın dünya sosyalist devrimi!

– Kahrolsun emperyalizm ve bütün ülkelerdeki gericilik!

– Kahrolsun değişik renklerdeki revizyonizm!

– Yaşasın farklı ülkelerdeki proleter devrimci partilerin birliği!

– Yaşasın anti-emperyalist devrimci demokratik örgütlerin birliği!

– Yaşasın işçilerin, ezilen ulusların ve ezilen dünya halklarının birliği!

 

***

Hindistan proleter sınıfının öncüsü, Hindistan’ın devrimci komünist partisi CPI(Maoist), proleter enternasyonalizmi savunmaktadır. Revizyonizm, özellikle sağ oportünizm, bugün dünya proleter devrimi ve uluslararası komünist hareket için ana tehlikedir. Savaşmadan ve onu yenmeden hiçbir ülkede devrime doğru tek bir adım atılamaz. Bu nedenle Hindistan proletaryası, sınıf mücadelesini ve devrimci savaşı ilerletmede hem Sağ hem de “Sol” oportünizme karşı savaşmalıdır. Parti, geçmiş devrimlerden ve daha sonra Rusya ve Çin’deki kapitalizmin restorasyonundan dersler çıkarırken, özellikle revizyonizme karşı mücadelede BPKD’nin (Büyük Proleter Kültür Devrimi) en modern deneyimlerinden dersler çıkarmaktadır. Bu nedenle, bugün dünyadaki tüm gerçek Marksist-Leninist-Maoist partiler, gruplar ve güçlerle birlik kurmak zorundadır. Aynı zamanda tüm dünyanın proletaryasıyla, mazlum milletleriyle ve mazlum halklarıyla birlik kurmak zorundadır. Onlarla birleşerek ve birbirinden öğrenme pratiğiyle, emperyalizmi ve karşı devrimci güçleri dünyadan tasfiye etme küresel mücadelesinin bir parçasını oluşturur.

Bu belge, farklı sosyal sistemlere sahip ülkelerle ilişkilerinde beş ilke üzerinden hareket eder; Toprak bütünlüğüne ve egemenliğe karşılıklı saygı; Karşılıklı saldırmazlık; Birbirlerinin iç işlerine karışmama; Eşitlik ve karşılıklı yardım; ve barış içinde bir arada yaşama. Demokratik Halk Devleti, uluslararası proletarya ve dünyanın ezilen uluslarıyla birlik kuracak; emperyalist savaşa ve saldırganlığa, zorbalığa, yıkıma ve müdahaleciliğe vb. karşı mücadele edecektir.

Tüm dünyada kapitalizme, emperyalizme ve gericiliğe karşı çeşitli Maoist devrimci güçlerin önderliğinde devam eden mücadeleler başta olmak üzere devrimci mücadeleleri ve devrimci savaşı her şekilde destekleyecek ve yardımcı olacaktır. Devrimin zaferinden sonra yeni demokratik ve daha sonra sosyalist Hindistan, dünya sosyalist devriminin zaferini kolaylaştırmak için bir üs görevi görecektir. Hindistan’ın alt kıta halkıyla olan tarihsel ilişkilerini göz önünde bulundurarak, devrimci ve Maoist güçlerle ve özellikle Güney Asya’daki mücadelelerle yakından bütünleşecektir.” [Parti Programı, HKP (Maoist) Merkez Komite, Şubat 2007]

 

* Yukarıda H.S (Halk Savaşı) olarak kısaltılan HKP(ML)(Halk Savaşı) ile Maoist Komünist Merkez (MCC) 21 Eylül 2004 tarihinde birleşerek HKP(Maoist) ismini almışlardır. HKP(Maoist)’e en son 1 Mayıs 2014 tarihinde HKP(ML) Naxalbari de katılmıştır. –ÇN

DÜNYA | ENTERNASYONAL’LE KURTULUR İNSANLIK!-I-

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu